Skolyoz, kişinin omurlarındaki travmatik, idiopatik, doğum öncesi dönem kaynaklı ya da bazı sinir-kas hastalıklarına bağlı olarak gelişebilen; omurgada S şeklinde kendisini gösteren yana eğriliklerdir. Bu eğriliklerin 10 derecenin üzerinde olması ile hastaya skolyoz tanısı koyulabilir.
Konjenital Skolyoz Nedir?
Kökenleri esas alındığında farklı türleri olan skolyoz, doğum öncesi yani bebek henüz anne karnında iken gelişmiş ise bu skolyoz türüne konjenital skolyoz (doğumsal – doğuştan skolyoz) denir.
Konjenital skolyoz en yaygın görülen skolyoz tipi olan idiopatik skolyozdan farklı olarak çoğunlukla korse tedavisine cevap vermez ve doğum sonrası kontrollerde tespit edilebilir. Bebek gelişimine henüz başladığından tedavisine hemen başlanabilir.
Konjenital Skolyoz Neden Olur?
Anne karnında omurga, ilk olarak bir tüpü andıracak şekilde oluşur. Sonrasında ise tüp şeklindeki bu yapı bölünerek, omurları ve arasındaki disklerin oluşumunu sağlar. Konjenital skolyoz, bebeğin anne karnında omurgasının oluşması esnasında meydana gelen anormallikler nedeniyle ortaya çıkan skolyoz tipidir. Anne karnında, bebeğin omurga gelişimi sırasında ortaya çıkan bu bozulmalar konjenital skolyoz tipinin ortaya çıkmasına sebep olur. Gelişme esnasında omurların farklılaşması ya da oluşması ile ilgili olarak ortaya çıkabilen bu durum, farklı 2 şekilde sınıflandırılabilir:
Oluşma sorunları;
Normal şartlar altında standart bir omur, dikdörtgeni andırır. Bir nedenden ötürü anne karnındaki bebeğin omurları tam olarak oluşmamış ve üçgeni andıran bir şekilde gelişmiş ise bu durum konjenital skolyoza sebebiyet verir. Böyle bir durumda omurganın standart şekline göre gelişen kaslar, vücudun bir bölgesine daha fazla baskı yaparak skolyoz gelişimini tetikler.
Ayrılma sorunları;
Ayrılma sorunlarından kastedilen şey, omurga gelişimi sırasında birbirinden ayrılması ve arasında diskler bulunması gereken omurlardan bir ya da bazı durumlarda birkaçının bir bölgeden birbiri ile yapışık kalması durumudur. Yapışık olan kısımdan büyümeyi devam ettiremeyen omur, serbest kısımdan büyüyeceğinden yine bir eğrilik oluşacaktır.
Konjenital skolyoz, bazı durumlarda birden fazla omurda kendisini gösterebilir. Hatta nadir vakalarda birden fazla çeşidinin yine birden fazla omurda görülmesi de mümkündür.
Konjenital Skolyoz Tanısı Nasıl Konulur?
Konjenital skolyoz, doğuştan gelen omurga eğriliği olarak tanımlanır. Tanı süreci şu adımları içerir:
- Medikal Geçmişin İncelenmesi: İlk adım, hastanın medikal geçmişinin detaylı bir şekilde incelenmesidir. Doktor, ailede skolyoz öyküsü olup olmadığını ve doğum öncesi/doğum sonrası dönemdeki gelişim sürecini değerlendirir.
- Fizik Muayene: Ardından, fizik muayene ile omurganın şekli, eğriliği, omuz ve kalça simetrisi incelenir. Bu muayene, skolyozun tipini ve derecesini anlamak için önemlidir.
- Radyolojik Görüntüleme: Gerekli durumlarda röntgen veya MRI gibi görüntüleme yöntemleri kullanılarak omurganın detaylı değerlendirmesi yapılır. Bu analizler, omurganın eğriliğinin türünü ve derecesini belirlemeye yardımcı olur.
Sonuçlar doğrultusunda, skolyozun türü ve derecesi belirlenir. Tedavi planı, hastanın durumuna göre şekillendirilir. Belirgin bir eğrilik olmayan ve semptomları olmayan hastalarda düzenli takip önerilebilir. Ancak ilerleyen eğrilik veya semptomlar varsa, ameliyat veya konservatif tedavi (fizik tedavi, egzersiz, koruyucu aletler) seçenekleri değerlendirilir.
Bu adımlar, konjenital skolyoz tanısının doğru ve etkili bir şekilde konulmasını sağlar. Her hasta için bireysel bir yaklaşım gereklidir, bu nedenle tedavi planlaması uzman bir doktor tarafından yapılmalıdır.
Konjenital Skolyoz Belirtileri
Konjenital skolyoz çoğu zaman doğum sonrası kontrollerde teşhis edilse de bazen bebeğin gelişiminin ilerleyen dönemlerinde de kendisini gösterebilir. Hızlı ilerlediğinden erken tanının önemi büyüktür ve belirli konjenital skolyoz belirtileri aşağıdaki gibidir:
- Eşit olmayan omuzlar
- Bir kalçanın belirgin şekilde diğerinden alçak ya da yüksek olması
- Kürek kemiklerinin öne eğilme pozisyonunda dengesizliği
- Kısa veya sert boyun
- Kaburgalarda eksiklik ya da yapışıklık. Sırt bölgesinde tüylenme ve/veya gamze
- Kamburluk ya da sırt bölgesindeki yumrular
- Kalp, Böbrek, bağırsak yemek borusu vb. organ problemleri
Konjenital Skolyoz Tedavisi
Konjenital skolyoz hızlı ilerleme kaydettiğinden ve genellikle erken yaşlarda tespit edildiğinden tedavi süreci idiopatik skolyoza göre farklılık gösterir. Konjenital skolyoz tedavisi için yaş, deformitenin tipi ve eğriliğin büyüme hızı tedaviyi şekillendiren başlıca etmenlerdir.
Hastanın yaşı cerrahi ya da cerrahi olmayan tedavi yöntemlerinden hangisinin seçileceğini belirlerken, aynı zamanda çocuğun gelişim sürecini de içinde bulundurur. Akciğer ve göğüs gelişiminin tamamlanmış olup olmaması cerrahi yöntemin şeklini değiştirir. Bununla beraber, hızlı büyüme dönemleri olan 5 yaş ve ergenlik dönemlerinde skolyoz, hızlı büyüme gösterebilir.
Deformite tipi, uygulanacak cerrahi işlemin şeklini değiştirecektir. Buna ek olarak konjenital skolyoz vakalarına sorun kemiğin kendisi olduğundan ve sorunlu bölge zaten pek fazla hareket etmediğinden genelde korse ve skolyoz fizik tedavi hareketleri yanıt verme oranı düşüktür. Ancak oluşan eğriliklerin alt ve üst kısımlarında oluşan dengeleme eğriliklerine, bu eğriliklerin ilerlemesini durdurmak amacı ile korse uygulanabilmektedir.
Eğrilikler, erken yaşlarda ilerleme göstermese de potansiyel ilerleme hızları tedavi sürecini belirleyen bir diğer etmendir. Hızlı büyüme dönemlerinde daha önce büyüme göstermeyen skolyoz hızlı büyümeler gösterebilir.

Konjenital Skolyoz Ameliyatı
Tedavi daha önce de değinildiği gibi deformite tipi ve hastanın yaşı ile ilgilidir. Hasta uygun yaşa geldiğinde farklı ameliyat tedavisi seçenekleri mevcuttur. Eğer çocuk henüz gelişme döneminde ise göğüs gelişimine engel teşkil etmemesi için uzayabilen çubuklar ile tedavisi mümkündür. Uygun büyüme evrelerini takiben çubuklar büyütüldüğünden gelişimi için bir sorun oluşturmazlar.
Diğer bir yöntem ise az gelişmiş omurun çıkartılıp yerine destekleyici bir materyal koyulmasını içerir. Bu sayede omurların gelişiminden kaynaklanan dengesizlik ve dengesizliğin yol açtığı skolyoz büyük ölçüde giderilir. Aynı işlem yapışık olan omurlara da uygulanabilir. Tüm bu işlemlerin amacı omurgadaki eğrili düzeltmek ve omurga etrafındaki kasların her alana aynı kuvveti uygulamasını sağlamaktır.
Konjenital Skolyoz Ameliyatı Sonrası Yapılması Gerekenler
Konjenital skolyoz ameliyatı, omurga eğriliğini düzeltmek ve omurganın stabilizasyonunu sağlamak amacıyla gerçekleştirilen cerrahi bir müdahaledir. Ameliyat sonrası dönem, hastanın sağlıklı bir iyileşme süreci geçirmesi için kritik öneme sahiptir. İşte ameliyat sonrası yapılan bazı önemli adımlar:
- Dinlenme ve Hareket: Ameliyat sonrası ilk günlerde hastalar genellikle dinlenmeye odaklanırlar. Ancak doktorunuzun izniyle, fizik tedavi uzmanının rehberliğinde yavaşça hareket etmeye başlamak önemlidir. Bu süreç, kas gücünü yeniden kazanmanıza ve esnekliğinizi artırmanıza yardımcı olur.
- Yara Bakımı ve Enfeksiyon Önleme: Ameliyat sonrası dönemde yara bakımı önemlidir. Yara, temiz ve kuru tutulmalı bu sayede enfeksiyon riski azaltılmalıdır. Ayrıca, doktorunuzun reçete ettiği antibiyotik tedavisine uyulmalıdır.
- Ağrı Yönetimi: Ameliyat sonrası dönemde ağrı yönetimi, hastanın rahatlaması ve iyileşme sürecinin hızlanması açısından önemlidir. Doktor tarafından önerilen ağrı kesicilerin düzenli kullanımı önemlidir.
- Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon: Ameliyat sonrası rehabilitasyon süreci, omurganın güçlenmesi ve esnekliğin geri kazanılması için kritik öneme sahiptir. Fizyoterapistlerin yönlendirmesiyle, hastalar özel egzersizler yapmalı ve günlük aktivitelerini yeniden kazanmaya çalışmalıdır.
- Düzenli Kontroller ve Takip: Ameliyat sonrası düzenli kontroller, omurganın iyileşme sürecini izlemek ve olası komplikasyonları erken tespit etmek için önemlidir. Doktorunuzun belirlediği periyotlarda kontrollere gitmek, hastanın sağlıklı bir iyileşme süreci geçirmesine yardımcı olur.
Bu önlemler, konjenital skolyoz ameliyatı sonrası hastaların sağlıklı bir iyileşme süreci geçirmesine yardımcı olur. Her hasta farklıdır bu yüzden iyileşme süreçleri de hastaya özel olarak değişir yönlendirilmelidir. Ameliyat öncesi ve sonrası detaylı bir danışma süreci, hastaların ve ailelerinin doğru bilgiye ve desteklere ulaşmalarını sağlar.
